sema nişantaşında :)

30/11/2007

Sema Nişantaşı’nda “beykoz KONAK” dergisinde ;

 

Sema Nişantaşı’nda “beykoz KONAK” dergisinde ;)

Eylül – Ekim 2007 sayısına konuk oldum. Çok keyifli bir duygu bu şekerim. Vesile olan Zeynep Kun’a çok teşekkür ederim.

Röportajı aşağıda okuyabilirsiniz.. ay çok havalıyım hihihiih :)))))

 

Nişantaşı’nda alışveriş yapan, kahve içen, vitrin bakan biri.. O da herkes gibi..

Tek farkı gördüklerini internette yayınlıyor, içinden geçenleri günlüğüne yazar gibi herkesle paylaşıyor!

 

Bir sözlük için “Blog”un tanımını yapacak olsan ne yazardın?

Aklınızdan geçen herşeyi, herkes ile paylaşmak için en mükemmel “internet” yolu!

Blog tutmaya nasıl başladın?

Hep moda ve alışveriş üzerine bir şeyler yapmak istedim. Nişantaşı’nda aile işimiz olan mağazamızda (Ma Maison) görev almanın yanında moda ile ilgili daha fazla şeyler yapmak istedim. Bir yerden başlamalıydım ve kendime bir cv oluşturmak amacı ile bir blog sayfası tutmaya başladım.

Sence, kimler, neden senin yazdıklarını okuyor?

Öncelikle her yaştan ve kesimden okuyucum olduğunu farkediyorum zamanla. Kimisi özellikle takip ediyor “sema bugün ne yazmış” diye, kimisi işine ara verdiğinde kafa dağıtmak için okuyor, kimisi de eğleniyor, gülümsüyor ;) İstanbul’dan, Londra’dan, Amerika’dan hatta Kanada’dan da okuyucum var. Bence yazılarımdaki pozitif enerji yansıyor insanlara ve bir kere okuyan hergün takip etmeye başlıyor yazılarımı. İlk amaç eğlenmek çünkü :) Şehrin stresini hissederken, bir mekanı tanıtırken de bir ayakkabıya olan aşkımızı anlatırken de eğlenmek gerek. İşte bu yüzden okuyorlar.. eğlenmek için!

Elinde olsaydı, kimin günlüğünü ele geçirmek isterdin? (Neden?)

Madonna! Her zaman aykırı bir moda ikonu olan, kariyeri ve özel hayatında bir çok geçiş yaşayan bu kadının o dönemlerdeki duygularını merak diyorum.

Sema’nın Nişantaşı’nda geçirdiği bir tam günü bizlerle paylaşabilir misin?

Sabahları erken uyanmayı seviyorum. Nişantaşı’nda mağazamızın içinde bulunan ofisime erken geliyorum. Saat 9.30 da  bilgisayarımın başına geçmiş oluyorum ve maillerimi, bloğumu ayrıca günlük olarak gelen moda haberlerini kontrol ediyorum. Gelmeden bazı günler dışarıda kahvaltının keyfine varıyorum. Yazılarımı bir gün öncesinden hazırlayıp, sabah 8 civarı yayınlanması için ayarlıyorum. Bundan dolayı bir ertesi günün yazısı için hazırlıklar öğleye kadar vaktimi alıyor; yazım için seçilmiş konuları gözden geçirmek, yazımı yazmak, görselleri photoshop’da hazırlamak gibi. Yemek için genellikle Nişantaşı kafelerini tercih ediyorum. Bu arada ofisden dışarı çıkmış oluyorum ve mağazaları geziniyorum tabi ki ne oluyor Nişantaşı’nda bilmek gerek. Öğleden sonra yine ofisimde planladığım projeler ile ilgili çalışmalarıma ağırlık veriyorum. Yeni web sayfamın tasarımı, styling için gelen talepler ve araştırmaları ayrıca mağazamız ile ilgili sorumluluklarımı da yerine getirmek için vakit ayırıyorum. Akşamları ise ofisden çıkarken mutlaka bir aktiviteye dahil olmaya çalışıyorum.. bu bir arkadaşa gidip kahve içmek olsa bile. Çünkü sohbet ettikçe, insan tanıdıkça, mekan gördükçe yazılacak konularım artıyor ve ben bunu çok seviyorum.

Blog tutmanın hayatına katkıları oldu mu?

Kesinlikle oldu. Her zaman yapmak istediğim “iş”e kendi imkanlarım ile ulaşmış oldum, bu beni inanılmaz mutlu ediyor. Manevi değerler ile çok mutlu olan bir yapım var. Takdir edilmek! Yaptığım işin takdir edilmesi hayatımda “mutlu” günler olmasına sebep oldu. Evet bloğumu çok seviyorum.

Bu blog ile ileride ne yapmayı düşünüyorsun?

Şu anki projelerimden biri blog sayfamı bir web sayfasına taşımak ve bu işi daha profesyonelce yapmak. Şu anda yapım aşamasında olan “http://www.semanisantasinda.com” sayfasının herkes tarafından bilinmesini istiyorum.

Takip ettiğin diğer blog’lar neler?

Özellikle  www.nyc2ist.com  u hergün takip ediyorum. Bu sayfada zaman zaman yazılarım da yayınlanıyor.

Ayrıca severek takip ettiğim linkler;

http://modatrendenin.blogspot.com/

http://istanbulsokakstili.blogspot.com/

Bu sezon için aldığın moda notlarını beş kelimeyle nasıl özetlersin?

Gri

Rugan

Vintage

Erkeksi

Ne yaz Ne kış

Sonbahar rehavetini üzerinden atmak için bulduğun bir çözüm var mı?

Evet, var :) Sonbahar iyice bastırmadan bir haftasonunu kendimize ayırmalı ve bütün haftasonu boyunca sevdiğimiz şeyleri yapmalıyız. Mümkünse bir spa programı, hamam v.s. gibi etkinliklerde bulunup bütün yaz güneş ve denizin etkisinde kalan cildimizi ölü derilerden arındırıp yeniilenmeliyiz ;) Neşeli insanlar ile olmayı tercih etmeliyiz bu kendimize ayırdığımız zamanda. Böylece ruhumuz da yenilenecektir. İnanın Pazartesi sendromu bile kalmıyor haftasonu tatil havasında geçtiğinde. En güzel yol kendimizi şımartmak diyorum. Bunu ben hep yapıyorum!

« Önceki ::